İş sözleşmesi sona erdirilen bir çalışanın ilk bilmesi gereken şey, haklarının önemli bir kısmının süreye bağlı olduğudur. Fesih bildirimini aldığınız gün, yalnızca bir işin değil; bir dizi yasal sürenin de başlangıcıdır.
En az bir yıl kıdemi olan ve iş sözleşmesi işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilen işçi, kıdem tazminatına hak kazanır. Kıdem tazminatı, her tam yıl için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. İhbar süresine uyulmadan yapılan fesihlerde ayrıca ihbar tazminatı gündeme gelir; bu süre, kıdeme göre iki ile sekiz hafta arasında değişir.
Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran bir iş yerinde, en az altı ay kıdemi olan işçi, feshin geçerli bir nedene dayanmadığını düşünüyorsa işe iade davası açabilir. Burada kritik nokta süredir: fesih bildiriminden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında işe iade yolu kapanır.
Fazla mesai, yıllık izin ve ulusal bayram alacakları da fesihle birlikte talep edilebilir hale gelir. Bu alacaklar için bordro, mesai çizelgesi ve iş yeri yazışmaları gibi belgelerin saklanması ispat açısından büyük önem taşır. İşsizlik maaşı içinse feshin ardından İŞKUR'a otuz gün içinde başvurulması gerektiğini hatırlatalım.
Özetle: fesih bildirimini imzalarken "ibraname" niteliğindeki metinlere dikkat edin, belgelerinizi toplayın ve süreleri kaçırmadan bir avukata danışın. İş hukukunda kaybedilen davaların önemli bir kısmı, geç kalınmış davalardır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz.